içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN BODRUM TARİHİ-6

 

KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN

BODRUM TARİHİ-6

“Kaptan Mustafa Bey’in Kızılhisar’dan Bodrum’a göçünü başlatacak sadrazam emirnamesinin içeriği neydi?”

 

Kaptan Mustafa Bey’in hayat çizgisini Bodrum istikametinde değiştirecek vakıaların tohumları 17.yüzyılın son çeyreğinde serpilmiş; 18.yüzyılın ilk çeyreğindeyse fiili göç başlamıştı. Bodrum’a göçün resmi arka planındaysa payitahttan gönderilen iki emirname yatıyordu. Bunlardan biri sadrazam, diğeri  kapudan-ı derya mühürlüydü.

 

 

SADRAZAMDAN KAPUDAN-I DERYAYA...

 

Herşey 1714 Ağustos’unun sıcak bir gününde, payitaht Konstantiniye’de(İstanbul), sadaret binasında(paşakapısı) Damad Ali Paşa huzurunda yapılan bir divan toplantısıyla başlamıştı. Divan gündemlerinden biri imparatorluk denizlerindeki güvenlik sorunuydu. Bu toplantıda alınan kararlara istinaden kaptan-ı derya paşaya önemli bir hüküm yazılmıştı. Hükümde; Akdeniz’de Malta, İspanya ve Alikornalı korsanların rahatça gezerek tüccar gemilerine saldırdıkları ve bunlardan henüz birinin bile yakalanmamasından kendisinin mesul tutulduğu belirtilip, her ne şekilde olursa olsun korsan gemilerini yakalayıp tersâneye getirmesi emredilmişti. Eğer bundan sonra tüccarlardan bu konuda bir şikayet duyulursa, kendisinin cezalandırılacağı bildirilmiş ve aynı surette bir hükmün Kapudâne-i Hümâyûn Kaptanı’na da yazıldığı bildirilmişti. (1*)(BOA, BH C. 1035; 11-20 Ş. 1126 Hicri/22-31 Ağustos 1714 Miladi)

 

 

İşte bu emirname, Kaptan Mustafa Bey’in Kızılhisar’dan Bodrum’a göçünü başlatan iki emirnamenin ilkiydi...

 

Hükümden de anlaşılacağı üzere, Damad Ali Paşa sert mizaçlı biriydi. Hanedan sarayına girdiği çocukluk yıllarında  hokkabazlık, sihirbazlık gibi maharetleriyle sempati toplayarak kendini sevdirmiş biriydi. İlerlemiş yaşında ise Sultan Ahmet III’ün 5 yaşındaki kızı Fatma Sultan ile nişanlanıp ikinci vezirliğe yükselerek Padişah’a musahip olmuştu. Bazı kaynaklardaki bilgilere göre 27 Nisan 1713’de sadarete atandığı tarihe kadar kendinden önceki 5 sadrazamı da öldürtmüştü(2*). Aynı kaynaklar onun çok şedid, cebbar olduğu; çok kan döktüğü fakat aynı zamanda çok alim ve raşid biri olduğu;  öte yandan reayayı fakirleşiren mukataların malikane usulüyle verilmesini kaldırıp eskisi gibi iltizam usulüne dönülmesini sağladığı; reayadan alınan agnam(küçükbaş hayvan) vergisini kaldırdığı, Habeşli kölelerin vahşi şekilde hadım edilmelerini yasakladığı şeklindeki bilgilere de yer vermiştir.(3*)

 

 

Yukardaki hükmün gönderildiği kapudan-ı derya ise Seyid Süleyman Paşa’ydı. Bu Paşa, daha önce kalyonlar kaptanlığı ve ardından Tersane-i Amire Liman Reisliği yapmıştı. Yeni görevine de altı ay evvel, 13 Ocak 1714’de tayin edilmişti. Paşa’nın, sadaretten gelen  görev emrini alır almaz yapacağı ilk iş, derhal kendi divanını toplayıp başta derya beyleri olmak üzere sancaklara aynı içerikte emirnameler yollamak olmuştu.

 

 

Ancak, denizciler ve donanmanın durumu bu emirnameleri uygulamaya ne kadar elverişliydi?   Bir önceki bölümde aktarıldığı gibi İmparatorluğun askeri, idari, iktisadi alanındaki kötü gelişmeler denizlerdeki duumu da etkilemekteydi. Yüzyılın başında donanmada bazı reformlara gidilmişse de Ege ve Akdeniz’deki ciddi güvenlik sorunu devam ediyordu.     

  

1714 ÖNCESİ OSMANLI DONANMASINA KISA BİR BAKIŞ

 

1701 senesinde Kapudan-ı derya Mezomorta Hüseyin Paşa'nın  gayretleriyle "Bahriye Kanunnamesi" çıkarılmış, liyakat öncelenmiş, atama ve terfilerde "silsile-i meratib'' uygulamasına geçilmişti. Kaptan paşaların atanmasında özellikle “fenn-i derya"da mahir olmaları 18.yüzyılda sıkça üzerinde durulan bir konu olmuştu. Donanmada mevcut 27 kalyonun 40’a tamamlanmasıyla kalyon esaslı deniz gücü amaçlanmıştı.  Bu kanunname ile hiçbir kaptan-ı derya suçsuz yere azledilmeyecek ve kara paşalarından kimse kaptan-ı derya yapılmayacaktı. Kapudan-ı deryanın boşalan yerine kapudâne-i hümâyûn olan kaptan getirilecekti. Kapudâne-i hümâyûn boşalmışsa yerine gerekli evsafa sahip patrona kaptanı, onun da boşalan yerine riyâle getirilecekti. Donanmada istihdam edilen reisler sık sık pusula, dümen kullanma gibi ilmi denizcilik konularında imtihana tabi tutulacaktı(4*). 1707’de Liman Reisliği, Tersane Kereste Eminliği gibi makamların ihdasının ardından, 1709’da dışa bağımlılıktan kurtulmak için  öz kaynaklara dayanan bezhane(yelken) ve lengerhane inşa edilmişti.(5*)

 

 

Öte yandan, yine Damad Ali Paşa sayesinde donanma dünyasında ayyuka çıkmış olan yolsuzluk vakıalarıyla mücadeleye  başlanmıştı. Onun dönemi, tam manasıyla tasarrufa yönelik tedbirlerin alındığı radikal bir dönemdi. Sadrazama hediye vermeler yasaklanmış, suistimallerin tespiti amacıyla muhasebe defterleri incelemeye alınmış, gelir-gider defterlerinin günü gününe tutulmasına önem verilmişti. Gemilerde malzeme kaybı ve gereksiz israfın önlenmesi maksadıyla donanma kalyonlarında sürekli olarak 5 zabit görevlendirilmesi de yeni uygulamalar arasındaydı.

 

Reformlar sayesinde kadırgadan kalyona geçiş yapan Osmanlı Donanması’nda bir miktar iyileşme başgösterse de denizlerdeki asayişsizlik durumu hemen düzelecek gibi değildi.  

           

 

EGE ve AKDENİZ’DE GÜVENLİK

 

Akdeniz-Ege’de ezelden beri her devlet, her milletten korsan(corsair) ve harami (pirate) doluydu. Deniz haydutluğu, bir meslek ve ekonomiydi aslında. Kendi ülkesinin gemisini yağmalayan korsanların sayısı az değildi. Dönemin büyük devletleri doğrudan deniz savaşına girmenin yaratacağı büyük mali, askeri ve siyasi maliyeti hesaba katarak korsanlara destek vermekteydiler. Sadece İspanyol, Malta, Floransa, Venedik ya da Fransız devletleri hesabına çalışan değil, İngiltere ve Hollanda hesabına çalışan başka korsanlar da vardı ve bunlar daha 16.yüzyılın son çeyreğinden itibaren Akdeniz'de görülmeye başlamışlardı.

 

 

Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun deryadaki dertleri bitmek bilmiyordu. Ahali, hemen heryerde benzer sıkıntılılarla boğuşuyordu. Adalar Denizi(Ege) 18. yüzyılın ilk çeyreğinde de hala korsan ve harami kaynamaktaydı. Venedikli Pavlo ile Manyatoğlu gibi şöhretli haydutlar gemicilerin korkulu rüyası haline gelmişti. Korsanlık ve deniz haramiliği donanmanın yıllık olağan, rutin seferlerinde, yani deniz mevsiminde nadir vukubulsa da diğer zamanlarda bir hayli artış gösteriyordu.  Bu durum ise ilave güvenlik tedbirlerinin alınmasını zorunlu kılıyordu. Tedbirlere rağmen deniz güvenliği sağlayamayan derya beyleri değnek cezalarına bile maruz kalıyordu.

 

Öte yandan, aynı tehlike ve tehditler aynı günlerde başkente yakın mesafelerde dahi cereyan edebiliyordu. Bu konuda yazılmış Padişah Üçüncü Ahmet hükmünün birinde, 1714’de Boğazhisarları ile İzmir arasında bir korsan şehdiyesinin ortaya çıkıp Osmanlı ahalisinin can ve mallarına zarar vermeye başladığı;  Kapudan-ı derya’ya hitap eden başka bir hükümde ise Akdeniz'in muhafazası için birçok miri kalyonlar görevlendirildiği halde böylesi bir korsan şehdiyesinin Boğazhisarlarına kadar yakın yerlerde bu tür faaliyetlerde bulunmasını garip karşıladığı ve korsan sefinesinin biran önce yakalanmasının istendiği yazılıdır. (6*)BOA.A.DVNS.MHM.d.1.001720  

 

 

Görüldüğü gibi, Sadrazam Damat Ali Paşa’nın Kaptan-ı Derya Seyid Süleyman Paşa’ya yolladığı 22-31 Ağustos 1714 tarihli emirnamenin içeriği oldukça ağırdı ve bu tür emirnameler ne ilkti ne de son. Süleyman Paşa’nın, elverişsiz koşullara rağmen Akdeniz ve Ege’de seyir güvenliğini sağlamaktan başka hiçbir çaresi yoktu. Aksi halde, sadrazam buyruldusunun kellesini götürme ihtimali bile söz konusu olabilirdi.

 

 

Bir sonraki bölümde, Kızılhisarlı Kaptan Mustafa Bey’e kaptan-ı derya tarafından gönderilen emirname ve berat belgesinin içeriği etraflı biçimde ele alıcak.

 

 

mehmet çilsal

(hukukçu-tarih araştırmacısı)

 

KAYNAKÇA

 

1-Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Ege (Adalar) Denizi ve Doğu Akdeniz’e Yönelik Güvenlik Parametreleri-Yusuf Alperen Aydın https://www.academia.edu/23163744/18._Yüzyılda_Osmanlı_Devleti_nin_Ege_Adalar_Denizi_ve_Doğu_Akdeniz_e_Yönelik_Güvenlik_Parametreleri

2- http://www.osmanlimedeniyeti.com/Bilgi/Damat%20Ali%20Paşa 

3-https://islamansiklopedisi.org.tr/sehid-ali-pasa

4-18. YÜZYILDA BİR DEVLET ADAMI: ÇORLULU ALİ PAŞA ( 1706-1710), Tez: Dilek Seniha Cenez

5- OSMANLI DENİZCİLİĞİ(1700-1770), Yusuf Alperen Aydın

6-AKDENİZ HAKİMİYETİNDE OSMANLI DEVLETİ VE KORSANLIK-(1695-1789)-Doç Dr. Şenay Özdemir

https://www.ulusaltezmerkezi.net/akdeniz-hakimiyetinde-osmanli-devleti-ve-korsanlik-1695-1789/

 

 

 

 

Bu yazı 353 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI