içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

SÜT KOKAN EVLERDEKİ BAYRAMLAR ÖZLENİR…

SÜT KOKAN EVLERDEKİ BAYRAMLAR ÖZLENİR…

Bir bayram daha geçti, bazı hanelerde neşe, bazı hanelerde huzur, bazı hanelerde ise hüzünle karışık. Bayram, büyüklerimizin özlem dolu gönüllerine dokunmak, çocuklarımızın neşeli kahkahalarına tutunmak için verilmiş fırsatlardan biri aslında. Bayram; huzur, neşe, sevinç, özlem, kavuşma, buluşma… Kısaca hayatın içinde var olmak. Bayram, en derin duyguları en yoğun şekilde yaşamak. Nerede o eski bayramlar dediğinizi duyar gibiyim. Her yaşımda duyduğum gibi. Ben de söylüyorum artık “Nerede o eski Bayramlar? “ Acaba hepimizin özlediği eski bayramları şimdi neden yaşamıyoruz?

Zaman, hayat, iş, telaş bizi bu güzellikten alıkoyuyor maalesef. Büyük şehirlerde yaşamanın, yoğun iş temposunun ve mesafelerin zorlukları bayramlara tatil sıfatını yüklüyor. Bu durum da geleneklerimizin güzelliklerinden uzaklaştırıyor. En çok da büyüklerimiz bu dünyadan göç edip gittiğinden sonra uzaklaşıyor insan. Gerçi ne kadar uzaklaşsan bir fotoğraf, bir çiçek, bir koku alıp götürüyor geçmişe seni. Tıpkı NANA’da içime çektiğim süt kokusu gibi…

İçinizde eski bayramları özlemeyen var mı? Bayramlıklarını yatağının başucuna koyup uyumayan var mı? Verilen oyalı mendilleri önlüklerinin cebine koymayan var mı? Elinde poşetle bütün mahalleyi dolaşıp şeker toplamayan. Yakın akrabalarından el öpme karşılığı harçlık almayan var mı? Bizim jenerasyon bir şekilde bu anıların kıyısından köşesinden geçmiştir. Fakat şimdinin gençleri, şimdinin çocukları belkide bu bayramların güzelliğinden haberdar değil.

Ben özlüyorum; Annemin bayram kurabiyesi, süt helvası, un helvası, baklava, burma yaptığı arife günü evimizi saran mis gibi süt kokusunu, fiyonklu kırmızı ayakkabımla uyuduğum arife gecesinin sabahını, ablamın diktiği dallı güllü fırfırlı elbisemle dans ederek dolaştığım köyümü, bayram namazından sonra evimizin dolup taştığını, bütün köyün ilk çayını bizim evde içtiğini, babamın her gelen misafire bayram tatlılarını ısrarla ikram edişini ve her birinin ağzındaki iki cümleyi özlüyorum.

“Bayramınız mübarek olsun “ “Allah tekrarını nasip etsin”

Nerede o eski bayramlar demek yerine gelecek bayramları eski bayramlar tadında yaşamak nasip olur inşallah. İstesek günümüze uyarlayabiliriz aslında. Çocuklarımıza bayram neşesini öğretebiliriz. Diyeceksiniz ki çocuklarımıza her gün yeni şeyler alıyoruz. Bayram sevincini anlatamayız. Haklısınız. Kendi çocuklarımızı zaten fazlasıyla doyuruyoruz. Fakat ihtiyacı olan bir çocuğa bayramlık alsak ve onun mutluluğuna tanık olsak. Ya da sokakta mendil satan çocuklardan fazla fazla mendil alsak ve bayramda gördüğümüz çocuklara birer paket mendil hediye etsek. Tanıdığımız büyüklerin elini öpsek, uzakta olan çocuğunun adına mutlu bayramlar dilesek, hayır dualarını alsak. Ve bu güzellikleri çocuklarımızla paylaşsak. Bir şekilde geleneklerimizi geleceğe aktarmalarına örnek olabiliriz. Eğer istersek özlediğimiz bayramları günümüz şartlarına uygun hale getirebiliriz. 

NANA ANNE DEMEKTİR ANNE ELİ DEMEKTİR…

Geleneksel bayramlar hala kırsalda bir şekilde yaşanmaya devam ediyor. Bayram öncesi memleketim Fındıklı’daydım. O hazırlıklara kısmen de olsa şahit oldum. Size biraz NANA’dan bahsedeceğim.

NANA’ya uğradığımda Bayram siparişlerinin yetişmesi için hummalı bir çalışma vardı. Yöresel tatlılar Fındıklı bayramlarının olmaz sa olmazları. Baklava, Burma, Laz böreği, süt helvası...

“ NANA “ Lazca Anne demektir.  NANA’nın yaratıcısı Leyla Bekiroğlu tamamen anne eliyle hazırlıyor geleneksel tatlılarını. Kullandığı malzemelerin tamamı organik. Süt, yumurta, tereyağı, Karadeniz’in doğal ortamında beslenen hayvanlardan üretilen ürünler. Fındıktan bahsetmeye bile gerek yok çünkü memleketin adı Fındıklı...

Öyle fabrikasyon falan değil, her şey bildiğiniz anam babam usulü üretilip NANA’nın mutfağından çıkıp sofraları şenlendiriyor...

Sipariş yoğunluğu o kadar fazla ki rakam versem nazar değer diye korkuyorum. Siz ortalama her birinden yüzer tepsi diye düşünün. Öyleki, Türkiye’de birçok şehre olduğu gibi Bodrum’a da sipariş gönderiyor...

Ben annemden babaannemden el aldım. Hiçbir katkı maddesi kullanmıyorum. İşimi seviyorum ve sevgiyle hazırladığım tatlıların sofralara mutluluk getireceğine inanıyorum diye gülümsüyor Leyla Özkan Bekiroğlu...  Malzemelerim köy evlerinde üretiliyor. Fabrikasyon ürünler kullanırsam NANA olmanın ne anlamı kalır diyen Leyla Bekiroğlu aynı zamanda evladını besleyen bir anne gibi özenli...

Ben de minik yardımlar yapmak istedim fakat o kadar yoğunlar ki ayak bağı olmaktansa rahat bırakmayı tercih ettim...

NANA’yı çalışırken izlemek adeta bir sanatçıyı seyretmek gibi. On adet yufkayı bir buçuk dakika içinde elde zar gibi incecik açmak özel bir marifet olsa gerek...Kendi siparişlerimi toparlayıp; tereyağının mis kokusunun, sütün kaymaklısının, yumurtanın en doğalının birleştiği NANA’nın sevgisini  de alıp sofralara mutluluk ulaştırmak için ayrılıyorum yanlarından…

En azından eski bayramlara olan özlemimin bir parçasını giderdim NANA’nın mutfağında. Süt kokusunu çektim içime, anne elinden anne hatıraları yaşadım. Özlenir hatıralar. Özlenir eski bayramlar. Süt kokan evlerdeki bayramlar çok özlenir. Mutlulukla gülümsediğimiz nice bayramlar yaşamak dileğiyle...

Sevgi ve Dostlukla

AYSER ÖZBULUT

Bu yazı 1526 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI