içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BOĞAZIMA BİR YUMRU DAHA TAKILDI…

Dünyamız yaşanılması bu kadar güzelken ne acıdır ki bu gün nefes almaya korkar olduk. İlk olarak 2019 Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan bir virüs bütün dünyayı ele geçirdi. Bu virüs maalesef aldığımız nefesle bulaşıyor.

Başlangıçta Çin çok uzak dedik, belkide önemsemedik. Sonra başka ülkelere bulaşmaya başladı ve birkaç ay sonra da ülkemizde de görülmeye başladı. Vakalar arttıkça hassasiyetler de  arttı. Kısıtlamalar getirildi. Kontrol altına alınmaya çalışıldı. Kısıtlamalar kontroller sayesinde vakalar azalmaya başladı. Sonrasında turizm sezonu denildi, ekonomik kriz denildi, bayram denildi seyran denildi… Ve kısıtlamalar kalktı. Yeni normalleşme diye bir sistem getirildi. Yeni normalleşme ne değiştirdi hayatımızda… Tek bir şey!  Maske takmak sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uymak!

Bu süre zarfında toplum olarak bu kadar basit kurallara bile uyamazken, sağlık çalışanları zor şartlar altında gece gündüz hizmetlerine devam ettiler. İsyan ettikleri tek şey ise toplumun bu basit kurallara uymamış olmasıydı.

Kısıtlamalar kalktıktan sonra büyük şehirler boşaldı. Kimileri Ege Akdeniz kıyılarına attılar kendilerini, kimileri de Anadolu’nun dört bir yanına…

 Bodrum’un nüfusu bir anda dört beş katına çıktı. İstanbul’un güzide mekânları Türkbükü’ne şubelerini açtılar. Bodrum’da plajlar, restoranlar, barlar, gece kulüpleri, oteller dolup taştı.

Memleketlerine gidenlerinse ne düğünleri bitti ne dernekleri. Hacı ziyaretleri, bayram ziyaretleri, akraba ziyaretleri derken maalesef bölge bölge şehir şehir taşındı virüs bulaştı. Kurban bayramı sonrası geri dönüşler başlayınca önce Ankara’da vaka sayısı üst düzeye ulaştı ve bilim kurulu üyeleri önümüzdeki günlerde İstanbul’u Ankara’dan çok daha büyük bir tehlikenin beklediği uyarısını veriyorlar. Türkiye genelinde de hasta sayıları ve ölüm sayıları artmaya devam ediyor.

İnsanlar ölüyor ve biz sıranın bize gelme sürecini seyrediyoruz…

Nedir doğru olmayan?

 Nedir yanlış yapılan?

Nedir yapılması gereken?

 

 

 

Yakın zamanda COVİD19 mücadelesi içinde kaybettiğimiz doktorlardan Op. Dr.Nevruz EREZ ‘i saygıyla anıyor tüm yakınlarına sabırlar diliyorum.  COVİD 19 illetinden dolayı hayatını kaybettiğini öğrendiğimde boğazıma bir yumru daha takıldı. Boğazımdaki Yumrular kitabımın Iğdır bölümünün kahramanlarından biridir Nevruz Erez. TÜYAP Ankara imza günümde standıma gelip beni onurlandırmıştı. Rahmet ve saygıyla anısına o güzel insandan bahsetmek isterim.

1992 yılında tanışmıştım kendisiyle. Anestezist ve Reanimatör olarak çalıştığım dönemlerde Iğdır Devlet Hastanesi Başhekimiydi. Güler yüzü, iyi kalbi ve mesleğine olan bağlılığı onun insan sevgisinin büyüklüğünden geliyordu. En stresli anlarda bile sakinliğini korur mesleğini en güzel şekilde icra ederdi.

Terörün en şiddetle yaşandığı dönemlerdi 90’lı yıllar. O cesaretiyle de herkesin gönlünü kazanmış ve binlerce insanın hayır duasını almıştı. Kimsenin kafasını pencereden uzatmaya cesaret etmediği zamanlarda o cesurca yaralılarımıza yardıma koşmuştu. Şehir içinde birçok yerde aynı anda ağır silahlarla terör saldırısı olmuştu. O yerlerden biri de İl Jandarma Komutanlığı personellerinin de kaldığı kiralık binaydı. Saldırı sonrası tahliye sırasında hamile bir astsubay eşi karnının üzerine düşmüştü ve kanaması başlamıştı. Kadın doğum uzmanını aradığımda “ Şehir ateş altında ben hastaneye gelemem” cevabını almıştım. Ardından Nevruz Erez’i aramıştım. Hiç düşünmeden “Sen hastayı hastaneye getir ben geçiyorum” cevabını almıştım. O gün hiçbir güvenlik yardımı talep etmeden bizden önce kendi aracıyla hastaneye gelmişti ve hem annenin hem bebeğin hayatını kurtarmıştı.

Kendi memleketinde Başhekimlik yapıyorken, aynı zamanda Devlet hastanesinde tek Genel Cerrah olarak çalışırken hiç düşünmeden Iğdır Jandarma Komando Bölüğü’nde doktor olarak askerliğini yaptı. Hem Iğdır’ı Cerrahsız, hem de askerlerimizi doktorsuz bırakmamıştı. O değerli insan bu gün de hastalarını doktorsuz bırakmamak uğruna hayatını kaybetti…

SAYGIYLA…

AYSER ÖZBULUT

Bu yazı 821 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum